deneme

GAR BÜFESİ

Başını kompartımanın camına dayamış trenin kalkışını beklerken kiminin elinde valizleri, kiminin sırtında çarşaftan yapılmış büyük bohçaları ile koşturan yolcuları seyrediyordu Kadın.
Gözü, karşıdaki “Gar Büfe” yazılı tabelaya kaydı, beyaz ışıklı zemin üzerine cırtlak mavi renkte yazılmıştı. İçerisi de en az tabela kadar bakımsız ve çirkindi. Beyazdan siyaha dönmüş plastik masalar bomboştu.
Çocukluğu geldi oturdu o boş masalardan birine; cam şişede çamlıca gazozunu kafasına dikiyor ama sadece yarım yudum içiyordu ki hemen bitmesin! Anneannesi evde yaptıgı köfte ekmekten sokuşturuyordu arada ağzına… Sorup öğrenmek istediği bir çok şey vardı ama ağzı boş kalmıyordu ki hiç! Mesela, o kocaman bohçalarda neler vardı? Ayrılanlar neden hep ağlardı? Yolda çişi gelirse treni nasıl durduracaklardı? Annesi neden onları yolcu etmeye gelmemişti?

Silkelenip, olduğu zamana döndü yüreği sıkışırken…
Şimdiki zaman da geçmiş zaman kadar yanlış ve yalnızdı doğrusu!
Şehirlerarası yollarda tutunacak bir hayal ararken İzmir’e gömdüğü hayal kırıklığını on yedi numaralı kompartımanının camından seyrediyordu…

Gar Büfedeki yaşlı amcaya ve çocukluğuna el salladı tren gardan uzaklaşırken.

Yol uzundu.
Kızgındı.
Kırgındı.
Kime?
Niye?
Cevabı bulanıktı.
O bir hayalperestti.
Gerçekleri görmesi gerekiyordu.
Ya da gerekmiyordu!
Yol uzundu.
En güzeli uyumaktı.
Gözlerini kapattı.
Trenin ritmine ayak uydurarak hayal kurmaya başladı…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s